Maaşın her ay aynı gün yatmaması, kimi zaman haftalarca gecikmesi ya da parça parça ödenmesi, çalışanların en sık yaşadığı sorunlardan biridir. Bu durumda işçinin önünde iki temel yol vardır: Ücreti ödenene kadar çalışmaktan kaçınmak ya da iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshederek kıdem tazminatını talep etmek. Son dönemde basına yansıyan haberlerde "maaş bir gün gecikse bile tazminat alınır" ya da "yirmi gün dolmadan fesih yapılamaz" gibi birbirine zıt ifadeler yer aldı. Bu yazıda konuyu kanun hükümleri ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2026 tarihli bir kararı üzerinden açıklıyoruz.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesine göre ücret, kural olarak en geç ayda bir ödenir; iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir. Sözleşmede ödeme günü belirlenmişse işveren bu güne uymakla yükümlüdür. Ücretin banka hesabına yatırılması gereken hallerde ödemenin banka kayıtlarıyla ispatı da kolaylaşır.
Uygulamada en çok karıştırılan nokta, İş Kanunu'nun 34. maddesindeki yirmi günlük süredir. Bu hükme göre ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu kaçınma grev sayılmaz; işveren bu nedenle işçinin sözleşmesini feshedemez, yerine yeni işçi alamaz. Ayrıca geciken ücrete mevduata uygulanan en yüksek faiz işletilir.
Dolayısıyla yirmi günlük süre, işçinin çalışmaktan kaçınma hakkına ilişkindir. Haklı nedenle fesih hakkı ise ayrı bir hükümde, İş Kanunu'nun 24. maddesinde düzenlenmiştir.
İş Kanunu'nun 24/II-e hükmüne göre işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, işçi iş sözleşmesini süresinin bitiminden önce ya da bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir. Bu şekilde fesih yapan ve en az bir yıllık kıdemi bulunan işçi, 1475 sayılı Kanun'un yürürlükteki 14. maddesi uyarınca kıdem tazminatına hak kazanır. İşçi kendisi fesih yaptığı için ihbar tazminatı talep edemez.
Bu hak yalnızca aylık çıplak ücretin ödenmemesiyle sınırlı değildir. Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi ücret niteliğindeki alacakların ödenmemesi de aynı kapsamda değerlendirilmektedir. Ücretin kayıt dışı veya bordroda olduğundan düşük gösterilerek ödenmesi de uygulamada sıkça haklı fesih gerekçesi olarak ileri sürülmektedir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 23.02.2026 tarihli, 2025/9636 Esas, 2026/1597 Karar sayılı kararına konu olayda işçi, ücretlerinin uzun süredir kabul edilemeyecek şekilde geç ödendiğini belirterek iş sözleşmesini feshetmiş ve kıdem tazminatı talep etmiştir. İşveren; iş sözleşmesinde ücretin takip eden ayın 5-10'u arasında ödeneceğinin, yirmi güne kadar gecikmelerin süresinde ödeme sayılacağının kararlaştırıldığını ve Covid-19 salgınının mücbir sebep oluşturduğunu savunmuştur.
İlk derece mahkemesi, fesih tarihinde ödenmemiş ve geçmişten kalan ücret alacakları bulunduğunu, işverenin ücretin süresinde ödendiğini ispat edemediğini tespit ederek feshin 24/II-e hükmü gereğince haklı nedene dayandığına ve kıdem tazminatının ödenmesine karar vermiştir. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiş; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi de kararı oy birliğiyle onamıştır.
Karardan çıkan önemli sonuçlar şöyle özetlenebilir:
İş Kanunu'nun 26. maddesi, haklı nedenle fesih hakkının, karşı tarafın bu davranışını öğrendiği günden itibaren altı iş günü içinde ve her hâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılmasını öngörür. Ancak ücretin ödenmemesi, ödeme yapılmadığı sürece devam eden bir durumdur. Bu nedenle ücreti ödenmeyen işçinin fesih hakkı, ödeme yapılıncaya kadar varlığını sürdürür. Buna karşılık geçmişte geciken ama sonradan tamamen ödenen ücretler için yıllar sonra fesih yapılması, haklı nedenin varlığı bakımından tartışma doğurabilir.
Konya'da çalışan işçiler arabuluculuk başvurusunu Konya Adliyesi bünyesindeki arabuluculuk bürosuna yapabilir. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa dava, işyerinin bulunduğu yer veya davalının yerleşim yeri iş mahkemesinde açılır; Konya merkezinde bu davalara Konya İş Mahkemeleri bakmaktadır.
Ücretin ödenmemesi veya kanun ve sözleşmeye uygun şekilde ödenmemesi, işçiye iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme ve kıdem tazminatı talep etme imkânı verir. Yirmi günlük süre, haklı fesih için değil, çalışmaktan kaçınma hakkı için öngörülmüştür. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2025/9636 E., 2026/1597 K. sayılı kararı da ücretin ödendiğini ispat yükünün işverende olduğunu ve sözleşmeye konulan gecikme toleranslarının bu sonucu değiştirmediğini göstermektedir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki değerlendirme yerine geçmez.
