Eşlerin birlikte yaşadığı ev, çoğu zaman eşlerden yalnızca birinin adına tapuda kayıtlıdır. Tapu maliki olan eş, kural olarak malı üzerinde dilediği gibi tasarruf edebilir; ancak söz konusu taşınmaz aile konutuysa kanun bu serbestiyi sınırlar. Bu yazıda Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesindeki aile konutu korumasını, tapuya konulan aile konutu şerhinin işlevini ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2026 tarihli bir kararı üzerinden şerhin sınırlarını açıklıyoruz.
Türk Medeni Kanunu'nun 193. maddesine göre kanunda aksine hüküm bulunmadıkça eşlerden her biri, diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir. Yani evlilik, kişinin kendi malı üzerinde işlem yapma yetkisini kural olarak ortadan kaldırmaz. Aile konutuna ilişkin 194. madde ise bu kuralın en önemli istisnasıdır.
Madde, aile birliğini ve özellikle ailenin barınma ihtiyacını korumak amacıyla aile konutu üzerindeki hakları sınırlar. Buna göre:
Buradaki rıza "açık" olmalıdır. Eşin sessiz kalması ya da işlemden haberdar olması, kural olarak açık rıza yerine geçmez.
Uygulamada sık yapılan bir yanılgı, aile konutu korumasının yalnızca tapuda şerh bulunması hâlinde işlediğinin düşünülmesidir. Yargıtay'ın kararlılık kazanmış görüşüne göre tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmasa dahi, eşlerden biri diğerinin açık rızası olmadıkça aile konutuyla ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez ve konut üzerindeki hakları sınırlayamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, aşağıda ele aldığımız kararında bu ilkeyi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.05.2015 tarihli, 2013/2-2306 Esas, 2015/1356 Karar sayılı kararına atıfla bir kez daha vurgulamıştır.
Bu durumda şerhin işlevi nedir? Şerh, taşınmazın aile konutu olduğunu tapu kaydı üzerinden herkese duyurur. Böylece taşınmazı satın almak veya üzerinde ipotek kurdurmak isteyen üçüncü kişiler, işlem için diğer eşin açık rızasının gerektiğini baştan bilir; üçüncü kişinin iyi niyet savunması büyük ölçüde zayıflar. Şerh olmadığında koruma devam etse de üçüncü kişinin iyi niyeti tartışma konusu olabileceğinden, şerh pratikte önemli bir güvence sağlar.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 24.06.2026 tarihli, 2026/4947 Esas, 2026/7081 Karar sayılı kararı, aile konutu şerhinin hangi hakka konulabileceği konusunda önemli bir sınır çizmektedir.
Olayda taşınmaz paylı mülkiyete konu olup paylardan biri eşlerden birine, diğer pay ise eşlerle ilgisi bulunmayan üçüncü bir kişiye aittir. Davalı kadın, eşiyle birlikte, üçüncü kişinin de paylı malik olduğu taşınmaza aile konutu şerhi koydurmuştur. Paylı malik olan üçüncü kişi, şerhin terkini için dava açmıştır.
Çarşamba Aile Mahkemesi davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin kararından sonra dosya Yargıtay'a gelmiştir. Yargıtay, TMK m. 194'te öngörülen şerhin ancak eşlerden birinin hakkına konulabileceğini, eşlerle ilgisi olmayan üçüncü kişinin payının bu şerhle bağlanamayacağını belirtmiştir. Daireye göre üçüncü kişinin payına konulan şerh m. 194 kapsamına girmez; davacının şerhin kaldırılmasını istemekte hukuki yararı vardır ve davanın kabulüyle şerhin kaldırılmasına karar verilmesi gerekir. Karar bu gerekçeyle oy birliğiyle bozulmuştur.
Karardan çıkan sonuçlar:
Aile konutu şerhinin konulması tapu müdürlüğü işlemidir; şerhin terkini, rıza verilmemesi hâlinde hâkimin müdahalesi veya rıza alınmadan yapılan devrin iptali gibi uyuşmazlıklar ise aile mahkemesinde görülür. Konya merkezde bu davalara Konya Aile Mahkemeleri bakmaktadır. Bu davalar için dava açmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu bulunmamaktadır.
Aile konutu, tapuda şerh bulunsun ya da bulunmasın, TMK m. 194 ile korunur ve malik eş diğer eşin açık rızası olmadan konut üzerinde devir veya sınırlama işlemi yapamaz. Ancak şerh yalnızca eşlerden birine ait hakka konulabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2026/4947 E., 2026/7081 K. sayılı kararı, üçüncü kişinin payına konulan aile konutu şerhinin kaldırılması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklar için hukuki değerlendirme yerine geçmez.
